Güncel Haberlerİlk ÖğretimÖğretmenlerOkullarOrta ÖğretimYazılar

Pandemi’den dünya genelinde 1.6 milyar öğrenci etkilendi.

Aralık 2019′ da ortaya çıkan ve Ocak 2020‘den itibaren hızla yayılan Kovit 19 Virüsü, tüm dünyada hayatın ritmini, genel akışını değiştirdi. Yüksek bulaşıcı özelliğinden dolayı tüm dünyada kısmi ya da tam zamanlı karantina süreçleri başladı. Ülkemizde henüz yayılım olmadığı günlerde TV ekranlarından izlediğimiz sokağa çıkma yasakları, karantina süreçleri, bireylerin kendilerini izole etmeleri, boş sokak görüntüleri, balkonlardan iletişim kurmaya çalışan insan görüntüleri ve ölümler, Mart 2020 sonrasında yalnızca izlediğimiz değil artık yaşadığımız realiteler halini aldı.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, önlemler bağlamında insandan insana temasın olabileceği yerler, okullar ve üniversiteler kapatıldı.

Hayatımızın pek çok alanı kesintiye uğramış olsa da, 2021’den geriye dönüp baktığımızda yaklaşık 25 milyon öğrenciyi etkilemiş olması nedeniyle Pandemi’nin en çok eğitim alanında yıkıcı etkilerde olduğunu görüyoruz.

UNESCO, 2020 verilerine göre, kısıtlamalar nedeniyle K12 ve yükseköğrenim düzeyinde eğitimine ara verilen öğrenci sayısı 24.901.925

Toplam etkilenen kız öğrenci sayısı :11.817.880

Toplam etkilenen erkek öğrenci sayısı :13.084.045

Okul öncesi düzeyinde: 1.326.123

İlköğretim düzeyinde: 4.972.430

Ortaöğretim düzeyinde: 11.404.385

Yükseköğretim düzeyinde:7.198.987

Dünya genelinde 1.6 milyar öğrenciyi etkileyen bu durum, dünya yüzünde gerçekleşen en büyük “sosyal deney” olarak görülmektedir. Sonuçlarının ne zaman görülebileceği ve nasıl olacağı ise henüz bilinmiyor.

Tüm bunlar bizleri eğitim süreçlerine ilişkin düşünmeye zorluyor. Eğitimden beklentilerimiz, çocuklarımızın geleceği, var olan eğitim sistemi, eğitim materyalleri vb.  uzatılabilir. Ülkemiz özelinde eğitim sistemimizdeki tıkanıklığın Pandemi’yle birlikte iyice gün yüzüne çıktığını görüyoruz. Eğitimdeki eşitsizlikle ilgili makasın iyice açılması bir yana, uzaktan eğitimin tüm kanallarını en iyi biçimde kullanabilen özel okul öğrencilerinin dahi durumu düşündürücü.

Bu büyük sosyal deney sonrasında eğitime dair “doğru bilgilerimizi”, “bilgi kuramlarını” kısacası ezberlerimizi bozmanın vakti geldi gibi görünüyor.

Başta Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK ve bağlı üniversiteler olmak üzere, eğitimin tüm paydaşlarının eğitime, çocuklara, gençlere, mesleklere bakışını daha yenilikçi, daha yapıcı ve daha gerçekçi olarak değiştirmesi gerekiyor. Uzaktan eğitimde ne kadar da başarılıyız şiarı yerine, uzaktan eğitimde ne yapıyoruz da çocukları, gençleri eğitim ortamlarından büsbütün uzaklaştırıyoruz sorusuna cevap aranmalı.

Görülen o ki uzaktan eğitime ilişkin yanlış içerikli bilgiler Kovit 19 la yarışacak kadar hızlı yayılıyor.

Kısa vadede günü kurtarmak adına yanlış kavramlarla yapılan uygulamalar nihayetinde uzun vadede daha büyük olumsuzluklarla karşımıza çıkacaktır (Coeckelbergh, 2020; Daniel, 2020).

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu