Güncel HaberlerYazılar

Pandemi gölgesinde okullu olmak

Okula başladığımız o ilk günkü heyecanı unutamayız. İster bir köy okuluna gidecek olun isterse şehirde yüksek standartlı bir okul. Tüm çocukların yüreği pır pır eder durur. O pırpırların içinde kaygı, korku, sevinç, merak, heyecanla karışık duygular birbirine girer. Heyecanla gidilen günün sonunda bazen asılmış suratlar bazen de gülen yüzler döner eve. Öyle ya hayal edildiği gibi olmayabilir, belki arkadaş bulamamıştır, belki de kalabalık koridorlarda kaybolduğunu hissetmiştir belki de “seninle arkadaş olalım mı” diyen biri çıkmıştır.

Ne de güzel günlerdir ve ne hoş anılar kalır o günlerden..

Ne yazık ki 2020’ nin mini mini birleri bu heyecanı küresel bir salgının gölgesinde yaşayabildiler, hatta yaşayamadılar bile diyelim.

Yetişkinler olarak bizlerin dahi adapte olamadığı pandemi günlerinde 6,7 yaşlarındaki çocuklarından anlayış, olgunluk bekleyen, sanki her şey normalmiş gibi çocuğunun okuma yazmaya bir an önce geçmesi için çabalayan ebeveynler bu sürecin kanımca en dramatik yanı oldu.

Çocukların da en az anne babalar kadar şaşkın ve korku içinde olduğunu göremeyen kimi anne babalar, “her şey normal” oyununu oynayarak çocuklarını rahatlattıkları yanılgısını yaşadılar. Özel okullara gidebilme şansı- belki de şanssızlığı olan çocuklar ise, tüm yaşıtlarından öne geçerek, Ağustos ayında okula başladılar. “Herkesten önde başlama”nın gururunu çocuklarına yaşatmaya çalışan ebeveynler, on line eğitime zorunlu geçişle birlikte kelimenin tam anlamı ile duvara tosladılar.

Çocuğuyla tüm günü evde geçirmeyi daha önce deneyimlememiş anne babalar, henüz okur yazar olmadığı için ekran başında çocuğuyla birlikte oturmak zorunda kalınca, belki de ilk kez çocuklarının aslında nasıl da zor bir şeyi öğrenmeye çalıştıklarına tanık oldular.

Günümüzde her ne kadar yeni teknikler sayesinde okuma yazma süreci kolaylaşmış olsa da aslında minik çocuklar için ne kadar da zor bir süreç. Okula başlarken yeni bir sosyal ortama gireceği için heyecan duyan çocuk, daha önce bilmediği pek çok kuralla kuşatılır, bir yandan buna alışmaya çabalarken öte yandan ağrıyan parmaklarıyla sürekli bir şeyler yazmak- çizmek zorundadır. Neyse ki teneffüsler vardır, her zaman o en çok sevilen.. ama ekran başında geçen dersin ardından gelen teneffüsün ne anlamı olabilir ki!

Okul akademik öğrenmeler ötesinde sosyal öğrenmelerin de yaşandığı yer olarak, çocukların en çok arkadaş çatışması yağadığı yerdir. Çatışma yaşamak her zaman korkulası bir şey değildir. Çatışma yaşayan çocuk çatışma çözme becerileri de geliştirmeyi bu süreçte öğrenebilecektir.

Koridorda takılan çelme ile düşen çocuk kendini çelmeden korumayı öğrenir, bazen de çelme takmayı.. Kalemini aldığı için küstüğü arkadaşıyla nasıl ve ne zaman barışacağını , eve üstü başı kir pas, yara bere içinde dönen çocuk kendini anlatmayı öğrenir. Öğretmeninden azar işiten ya da övgü alan çocuk öğretmen -öğrenci ilişkisini öğrenir ve liste uzar gider. Yani çocuk ancak okul ortamında çatışmayı ve bununla baş edebilmeyi öğrenir.

Oysa evindeki o korunaklı dünyada çok iyi okuma yazma, işlem yapmayı öğrenebilir ancak arkadaş olmayı, sır tutmayı, paylaşmayı, hoşgörüyü öğrenemez.

Pandemin gölgesindeki eğitimde çocuk, anne babanın gölgesinden çıkamaz.

Güneşli güzel günlerde mini mini birlerin maskesiz, mesafesiz okul koridorlarında koşturacakları günlere özlemle, umutla…

Tülin İL

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Okula başlayan her çocuk her sene bir yenilikle başlıyor zaten. Hepimize bir piyango vurmuştur. Kimine elyazısı, kimine kredili sistem. Biz yeniliklere alışkın, koşullara hemen ayak uydurabilen, dirençli bir milletiz. Ama bu seneki mini mini birlerden çok şey beklendi gerçekten. Kalemine sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu