GenelGüncel Haberlerİlk ÖğretimOkullarOrta Öğretim

Nisan’da ara tatil yok

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, "Öğrencilerimizi 2 Temmuz'a kadar okulda tutmakla ilgili planlama çalışmaları var. Ara tatil yok." dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde eğitimde merak edilenlere ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

“Ara tatil yok”

MEB Bakanı Ziya Selçuk, nisan ayında bir ara tatil verilip verilmeyeceğine yönelik soru üzerine, “15 Şubat’taki iki haftayı üç hafta yaptık. Yani bu ara tatili alarak oraya ekledik ve bir ara tatilden ziyade hatta okulun uzatılmasıyla ilgili de planlamalarımız var. Bizim okullarımız seminer dönemi dahil, 2 Temmuz’da bitiyor ama öğrenciler ondan önceki haftalarda bırakıyorlar. Ama bu sefer öğrencilerimizi 2 Temmuz’a kadar okulda tutmakla ilgili planlama çalışmaları var. Ara tatil yok.” diye konuştu.

Aslında desteklemeyi, telafiyi zaten süreçte yaptıklarını, destekleme ve yetiştirme kurslarını hep açık tutmalarının aslında bir telafi olduğunu aktaran Selçuk, “Biz her bir öğrencinin durumunun ne olduğunu, canlı derse katılımını ya da çeşitli ödevlere olan yaklaşımını, süreçteki birtakım özelliklerini, geçmişteki notlarını bunların hepsini biliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Eksiği olan öğrenciyi belirlediklerini ve öğretmenlerin o çocuklara özel ders verdiğini, bunun bir tamamlama çalışması olduğunu ifade eden Selçuk, yazın kritik gruplara özel kamplar düzenleneceğini aktardı.

Bazı özel okulların haftanın 5 tam günü eğitim verdiğine ilişkin kamuoyundaki bilgileri değerlendiren Selçuk, “Hiçbir okulun böyle bir inisiyatifi yok. Bununla ilgili bize bazı şikayetler var. Bu bir soruşturma konusu. Bunlar, okulların kendilerinin alacağı kararlar değil. İl hıfzıssıhha kurullarının, valiliklerin, Milli Eğitim Bakanlığının genel şemsiyesi çerçevesinde alacakları karar. Kabine kurulunun da ön gördüğü şekilde bu böyle olacak. Bunu yapan okul varsa ki somut şikayetler var. Bugün orta Anadolu’da bir ilimizden böyle bir şey geldi ve valimiz bununla ilgili hemen tedbir aldı.” ifadelerini kullandı.

Selçuk, okulların açılma tarihinin 1 Mart’tan 2 Mart’a alınmasına ilişkin ise şunları kaydetti:

“Bu çok dinamik bir süreç ve Sağlık Bakanlığının iller düzeyinde şu haritayı ortaya koyması, ‘Hemen oturduk da harita yaptık.’ biçiminde yapılan bir şey değil. Çok dinamik bir süreç. Bazı illerdeki ani artışlar, yeni bir değerlendirmeyi ortaya koydu. Bu ani artışlar, tabii ki önceden ön görülemeyebilir, ön görülebilir. Haritanın oluşturulması için pazar gününün verisine ihtiyaç olduğu noktasında o haftanın 7 günlük değerlendirmesinde yeni bazı durumlar ortaya çıktı. O yüzden de Sağlık Bakanlığı da ister istemez bunu sonucunu görerek, değerlendirmek istedi.”

“Karneyi 2 Temmuz’da verebiliriz”

2020-21 Eğitim öğretim takvimine göre okullarda ikinci yarıyılın  18 Haziran’da bitmesi ve öğrencilerin bu tarihte karne almaları bekleniyordu ancak dün Bakan Selçuk’un yaptığı açıklama ile karne tarihinin 2 Temmuz olarak düşünüldüğü öğrenildi.

Bakan Selçuk, okulların 2 Temmuz’a kadar eğitim vermesine yönelik çalışmaların ardından, karnelerin ne zaman verileceğine dair oluşan soru işaretlerine açılık getirdi.

Karnelerin belirli bir tarihi olduğunu dile getiren Selçuk, “Örneğin lise veya ortaokul öğrencilerinin nisan sonunda notlarının tamamlanmasını bekleriz. Ondan sonra karneyle ilgili çalışmalar başlar. Liselerde daha karne vermedik. Bu duruma göre nasıl bir ihtiyaç doğarsa, şunu net söylemem lazım. ‘Önceden bir şey söylüyoruz da bunu asla değiştirmiyoruz.’ gibi bir durumumuz yok. Karnenin tarihini de ona göre düzenleriz. Duruma bir bakmamız lazım. Süreci izlememiz lazım. Vakalara ilişkin tabloda çok daha farklı bir durum ortaya çıkacak ve biz yeniden kararlarımızı yeniden gözden geçirmek durumunda kalacağız.” diye konuştu.

Selçuk, karnelerin 1-2 hafta önce veya sonra verilmesinin kendileri açısından çok büyük problem olmadığını dile getirerek, “Bizde üniversite sınavını kazanmış fakat geçen sene lise mezuniyetinin notlarıyla ilgili sorumluluk dersi olduğu için henüz daha karnesini alamamış binlerce çocuk var.” dedi.

Bakan Selçuk, “Bir nesil kayıp gibi iddialar da var. Gerçekten öyle bir risk var mı? Geçen yıl veya bu yıl okula yeni başlayan çocuklar okumayı, yazmayı öğrendiler mi?’ sorusunu yanıtladı.

Kendisinin de en büyük meraklarından birinin de bu konu olduğunu dile getiren Selçuk, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Okul okul, sınıf sınıf dolaşıyorum. İlkokul 1’lerin okumasıyla ilgili öğretmenlerimizin başlangıçta bir inancı yoktu. Meslektaşlarım, beraberiz, onların adına da rahatlıkla söylüyorum. ‘Bu olmaz.’ diyorlardı. ‘Uzaktan okuma olmaz, biz yapamayız bunu.’ diyorlardı. Zaman geçti, ocaktan itibaren inanılmaz bir şey oldu, mesafe aldılar. Şimdi, diyorlar ki ‘Okumayı kesinlikle hallettik, yazmada bazı sorunlarımız var.’ diyorlar. Benim gördüğüm şey bu. Yazma biraz daha bire bir çalışmayı, geri bildirim vermeyi gerektiren bir durum. ‘Onu da yüz yüze başladığında hallederiz.’ diyorlar. Ben deneme yapıyorum. Sınıflara giriyorum. ‘Kuzum okur musun?’ diyorum. Emin olun, çok güzel okuyorlar.”

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, diğer ülkelere bakıldığında salgın sonrası eğitime ilişkin yapılan iş ve işlemlerde Türkiye’nin ilk 5’in içerisinde olduğunu vurguladı.

Karne konusunun muğlak kaldığını ifade eden Selçuk, “Karneyi 2 Temmuz’da verebiliriz.” dedi.

Sınavlar için gerekli tedbirler alındı

Sınavlar için gerekli tedbirlerin alındığını dile getiren Bakan Selçuk, “Sınavın gerektirdiği tedbirler var. Normal tedbirlerin dışında gözetmenler, giriş çıkışların daha kontrollü olması, belirli dakikalar üzerinden standart getirilmesi, sınavda öğrencilerin birbirine bakmamasıyla ilgili tedbirler, sosyal mesafe ve maske.” dedi.

Sınav disiplininin geçen sene LGS’de görüldüğünü belirten Bakan Selçuk, sınavlarda dersin dışında daha yüksek bir disiplin seviyesinin oluştuğunu, bu yüzden bu sınavları çok kontrollü şekilde yaptıklarını söyledi.

Bakan Selçuk, sınavlara ilişkin sözlerine şöyle devam etti:

“Ben onların Ziya öğretmeniyim ve onlara şunu sorarım. Derim ki bu 3 haftaya yayılıyor. Bir günde tamamını yapmıyorsunuz, yoğunlaştırılmış saatlerce orada kalmıyorsunuz. Bu sınavlar seyreltilmiş sınıflarda yapılıyor. Sizler sınavlarınıza hiç girmediğinizde, hiç ders çalışmadığınızda emin olun ki gelecek senelerde büyük zorluklar yaşayacaksınız.

Biz sizin öğretmeniniz olarak, öğretmen arkadaşlarla oturup konuşuyoruz ‘bu sınavların kesinlikle olması lazım’ şeklinde geri bildirimler alıyoruz. Bu nedenle biz 4 sınav yapıyor muyuz? Tabi ki yapmıyoruz. Niye yapmıyoruz? Salgın var da onun için yapmıyoruz. Sınavı da seyreltiyoruz. Çünkü oraya ek madde koyduk. Bunu da azalttık.”

EBA devam edecek

Bakan Selçuk, bir sonraki yılın takviminin sorulması üzerine de “Bizim planımız şu, biz bundan 5 ay önce salgının ne olacağını tahmin edemiyoruz ama biz diyoruz ki bir yılın tüm derslerinin video kaydını çekelim, bitirelim. Biz hazırlayıp, bitiriyoruz, masaya koyuyoruz. 2021-2022 için de yapacağız bunu. Henüz 22’ye başlamadım. Ama 21 bitti ve biz okul tam olarak açılsa da EBA televizyonunu, EBA interneti orada tutacağız. Şundan dolayı biz bütün velilere farklı imkanları vermek istiyoruz. Yani isteyen demesin ki ‘Ben başka bir hocadan da dinlemek istiyorum, yok.’ demesin. Orada imkan var, siz buyurun istiyorsanız orada da var.” ifadelerini kullandı.

“EBA devam edecek. Ama uzaktan eğitim seçeneği gibi bir hak tanımayı düşünmüyorsunuz herhalde.” şeklindeki yorum üzerine Bakan Selçuk, şunları kaydetti:

“Şöyle düşünüyoruz, biz iki sene önce bir şey açıkladık orta öğretim tasarımıyla ilgili. Yani liselerde bütün dünyada yılda 5-6 ders var, bizde niye 14 ders var? Bunun azaltılması lazım. Bir derinleşme olması lazım. Yani her dersten küçük küçük parça alacağına bir yerde uzmanlaşsın, üniversitede tamamen uzmanlaşsın istiyoruz. Fakat hangi ders azaltılsın şeklinde bir tartışma oldu ama bir taraftan da şu oldu, bir çocuğun günde 8, 9, 10 saat teorik ders almasını ben doğru bulmuyorum. Peki ne yapalım? O zaman şöyle bir çözüm önermiştik, salgın yoktu ortada, dedik ki bunun 2-3 dersi uzaktan alınır ve çocuk orada 2-3 saati spor, sanat, kültürle, arkadaşlarıyla birtakım projelerle geçirir. Uzmanlaşacağı alana gider. ‘Bunun için uzaktan ders olur mu?’ diye birçok tartışma yapıldı. Ama şimdi deniliyor ki ‘Sakın bunu bırakmayın.’ Biz şimdi yeni bir projeye başladık. Dünya Bankasından 160 milyon dolar kredi aldık ve bu krediyi çok geniş bir platform oluşturmak üzere kullanıyoruz. Yani veli de öğrenci de öğretmen de sertifika biriktirmek, sertifikaları diplomaya dönüştürmek, bu alanda hayat boyu öğrenmenin içeriğini oraya sokmak, öğretmen eğitimini oraya yüklemek, böyle büyük bir eğitim platformu oluşturuyoruz. Seç, beğen, izle ve bunlardan da puan al. Bir puan alacak ve o sertifikalar onun yükselmesinde işe yarayacak.”

Bakan Selçuk, “Bitti pandemi, eski normale döndük, siz velilere isteyen çocuğunu uzaktan eğitime devam ettirebilir?” şeklindeki soru üzerine, “Bazı dersler için planlıyoruz. Liselerden başlamak üzere bazı derslerin uzaktan eğitimle verilmesi konusunda bir mevzuat çalışması yaptık ve bu tamamen taslak şu anda. Bunu bilim insanlarıyla, öğretmenlerle, yöneticilerle tartışıyoruz. Çocuklar böyle 10 saat sıranın üstünde teorik ders dinlemesinler, atölyeye girsinler istiyoruz. 10 bin atölye açtık ve hedefimiz 100 bin atölye. Yani her çocuk otomasyonu, robotiği, tarımı, müzik, drama, şiir atölyesini bunları görerek büyümeli ilkokul birden, ana sınıfından itibaren. Yoksa kağıt, kalemle eğitim söz konusu olur. Sadece soru çözer ama sorun çözemez. Sorun çözebilmesi için deneyim kütüphanesini büyütmesi gerekiyor. Bunun için atölyede denemesi gerekiyor. Kendisini izlemesi, arkadaşını gözlemesi gerekiyor. ‘Ben neyi yapabiliyorum, ben nerede iyiyim?’ Yıllarca bunu binlerce kez tecrübe etmesi gerekiyor. O zaman lise sona geldiğinde kendisinin ne olduğunu zaten bilecektir, yönelmek için ‘Acaba hangi bölümü seçsem?’ diye asla sormayacaktır. Çünkü okul öncesinden itibaren o tecrübeyi çocukta yaşatmam mümkün. Tasarım, beceri atölyesi meselesine bu kadar vurgu yapmamızın nedeni bu. Bir senede 10 bin atölye açtık.” şeklinde konuştu.

 

“EBA memnuniyet oranı 2021’de yüzde 93.5”

“Okullar açılalı ikinci haftaya girdik. Birçok ile gittiniz. Çocuklar, öğretmenler ‘salgın zamanı nereden çıktı bu iş’ gibi bir tutum içindeler mi yoksa ‘harika oldu’ mu diyorlar?” sorusu üzerine Bakan Selçuk, öğrencilerin kendi istekleriyle geldikleri için çok mutlu olduklarını, katılımın yüzde 80 olduğunu belirtti.

Geçen sene EBA ile ilgili memnuniyetin yüzde 49 olduğunu ama 2021’de memnuniyet oranının yüzde 93,5’a çıktığını aktaran Bakan Selçuk, eskiden devam oranının çok düşük olduğunu, bugün yüzde 80’lere çıktığını anlattı.

Öğretmenlerin de uzaktan eğitimden yorulduğunu ve okula gelmek istediklerini ifade eden Selçuk, “İlkokullardaki yüzde 80 katılımı görünce aslında toplumun da ihtiyacı buymuş diyebiliyoruz rahatlıkla. Gelmeyen velilerimizin, çocuklarımızın da endişelerini anlayabiliyoruz. Onlar için de hizmetimizi devam ettiriyoruz.” dedi.

Okulların sürekli açılıp kapatıldığı söylemlerine ilişkin soru üzerine Bakan Selçuk, “Diyorlar ki ‘açıyorsunuz ama yine kapatabilirsiniz’. Ben şunu söylüyorum, okulu mümkün olduğunca açık tutmak lazım. Benim vazifem, varlık nedenim bu. Fakat kapatma ile ilgili de Bilim Kurulu’nun, Sağlık Bakanlığı’nın ortaya koyduğu tablolar çıkınca, bu çocukların bir ay da olsa okula gelip gitmeleri benim için bir kazançtır. Hani ‘açıyorsunuz kapatıyorsunuz’ diyorlar ama bunu emin olsunlar keyfi olarak yapmıyoruz, mecburiyetten yapıyoruz.” yanıtını verdi.

Bu açıp kapamaların öğretmen ve öğrencide psikolojik sorunlara yol açıp açmayacağına ilişkin soruya karşılık Bakan Selçuk, “Açabilir.” dedi.

“Bir sene içinde 540 bin öğretmenle Zoom üzerinden görüştüm”

Bir sene içinde 540 bin öğretmen ile Zoom üzerinden görüştüğünü anlatan Bakan Selçuk, “540 bin hanenin içine girdik ve gördüm ki ‘bir an önce okulları açın.’ Bunun sağlamasını da okullar açılınca kaç çocuk okula geldi?” diye konuştu.

Kapanma kararı gelecekse bunu da valiliklerin belirleyeceğini hatırlatan Selçuk, “Genel prensipte ilkokullar, özel eğitim okulları, okul öncesi, 8,12’ler koşullara bağlı olmaksızın her yerde açık. Biz bunun devam etmesini arzu ediyoruz. Diyelim ki bir ilde büyük bir zaruret doğdu, tabi ki kapanabilir. Biz, mümkün olduğu kadar bilimsel çalışmaların gösterdiği sınırlarda kalarak oraları açık tutmak istiyoruz.” dedi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu