Yazılar

Eğitimin Çömlek Ustaları

Pınar Arıkan

Yıllar önce Kapadokya gezisinde bir çömlek ustasını ziyaret etmiştim. Usta, çamuru almış önüne; dokundukça şaheserler yaratıyor. Basit görünüyordu . Çok da zor değil gibi. Çark dönüyor ve bir dokunuşla çamur kıvrılıveriyor. Çok güzel… Denemek istedim. Usta dümeni verdi, oturdum çarkın başına. Bir topak çamur koydu önüme. Yumuşacık, güzel kokuyor.. Ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yok. Ustadan gördüğüm gibi ayağımla çarkı çevirdim. Dönmeye başladı. Çamuru avucumun içine aldım. Şimdi hemen bir çömlek ya da belki bir vazo yapacaktım. Ama o da ne? Çamur dinlemez beni. Azıcık bastırdım sağa gitti, biraz düzelteyim dedim sola gitti. Kontrol etmek mümkün değil. Kafasına göre takılıyor. Belli ki ne olacağına kendisi karar verecek. Ustadan yardım istedim. “Daha hassas davran” dedi bana. “ Daha yavaş dokun. Ufak dokunuşlar…Bırak kendi şeklini alsın.” Dediği gibi yaptım. Bir süre sonra daha iyi anlaşır olduk çamurla. En azından o kadar kaybetmedim kontrolü. Usta devam etti işin inceliklerini anlatmaya. “ Her çamurun kimyası farklıdır. Önce onu bileceksin. Ortamın sıcaklığı, kullandığın su, girdiği fırının ısısı bile önemlidir. Kimi dayanıyor sıcaklığa kimi çatlayıp dağılıyor. Kimine zor şekil verirsin kimi hemen şekillenir ellerinde. Kendine özgüdür, zorludur çamur ama birşey üretmek de çok keyif verir.” Sonunda biraz yuvarlak, biraz yana yatık, bi de boynu bükük ağzıyla kasemsi bir şey yaptım. Anladım ki o kadar da kolay değildi bu iş.

Yıllar sonra kızımı kucağıma aldığımda aynı duygu beliriverdi aklımda. Bir topak yumuşak, mis kokulu çamur.. Sevgisiyle birlikte sorumluluğuyla gelen çamur. Peki ama ben buna nasıl şekil verecektim? Yıllar önce yaptığım kasemsi kap geldi aklıma. Ya bozarsam? Ya eksik kalırsam? Kullanma kılavuzu yok ki bu işin!

Toparladım zihnimi ve bir eğitimci olduğumu hatırladım. Şekil verdiğim çocukları… Eğitimci olmam güven verdi bana. Ne de olsa çocuklarla çalışıyorum. Onların dilini az çok biliyorum. Usta olmasam da o kadar da acemi değilim. Ve kitaplar… Benim bilmediğimi anlatan diğer eğitimciler…Anladım ki ben bu çarkın başında yalnız değilim.

Eğitim dünyası koca bir deniz. Her alanı ayrı bir rehber. Ne demişti usta? “Her çamurun kimyası farklıdır.” Her çocuğun da çamuru farklı. Önce onu tanıyacaksın. Onun ihtiyacın olan çevresel ortamı hazırlayacaksın. Hassas ve yavaş olacaksın. Dikkatle yaklaşacaksın her çocuğa. Sana alışacaklar. Dokunuşlarını dikkatle yapacaksın. Her dokunuş bir iz bırakır üstünde, bileceksin. Kurumasın diye bazen can suyu vereceksin. Çatlakları kapatacak, onu daha güçlü kılacaksın. Bazen soğuk rüzgarlar esecek etrafında. Sana karşı duracaklar. Direneceksin ve her gün yeniden öğreneceksin.

Biz eğitimciler aslında hepimiz birer çömlek ustalarıyız. Eğitim dediğimiz ise aslında çamura şekil verme sanatı. Çeşit çeşit topraktan gelen mis kokulu çamurlarımızın kendi şekillerini bulmalarına yardımcı oluyoruz. Bu iş özen ister, sabır ister. İyi planlanmış bir sınıf ortamı ve pişmek için iyi donanım ister. Tadında, iyi bir eğitimle güçlenen çocuklarımız o fırından kırılmadan, parçalanmadan çıkarlar ve hayatta kalırlar. Geleceğe şekil verecek yeni ustalar olurlar.
Geleceğe şekil veren tüm çömlek ustalarına saygılarımla …

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Bir solukta okuyup işte bu dedirten… eğitim öğretim hayatını bu kadar güzel bir örnekle özetleyen öğretmenime yürekten teşekkür ederim…Emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık…Yolunuz açık başarılarınız daim olsun Sevgi ve Saygılarımla💐💐💐

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu