Güncel HaberlerLiseÖğretmenlerOkullarOrta ÖğretimYazılar

Eğitimde var olan eşitsizlik daha da büyüyor

Pandeminin gölgesinde öğrenci olmak

Bakan Selçuk’un okulların 1 Mart’ta açılacağı haberinin ardından, şimdi de tartışmalı konulardan biri olan “Sınavlar” konusu gündemde.

1 Şubat tarihinde yapılan kabine toplantısının ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 1 Mart’tan itibaren ilkokulların tüm sınıf düzeyleriyle, 8 ve 12. sınıfların  açılacağı ve öğrencilerin seyreltilmiş sınıflarda haftada 2 gün yüz yüze eğitim alacaklarını, 15 Şubat tarihinde ise sınav uygulamalarıyla ilgili esasları duyurmuştu.

Kasım ara tatili sonrasında yüz yüze eğitime ara verilmesiyle birlikte, liselerde  1. dönem sınavları yapılamamış, sınavlar 4 Ocak tarihinde okulların açılacağı öngörüsü ile ertelenmişti.  Vaka sayısının düşmemesi ve aşının henüz toplumun tüm kesimlerinde uygulanmamış olması okulların açılmasını bir kez daha ötelemişti.

Bakan Selçuk dün Twitter hesabından, sınavların iptal edilmeyeceğini ve  1 Mart ile 19 Mart tarihleri arasında liselerde yapılmayan sınavların uygulanacağını duyurdu.

Küresel bir salgınla yüz yüze eğitime ara verilen tek ülke değiliz. Ancak ne yazık ki çocuklarımızın bir kısmı eğitimlerine kaldığı yerden devam edebilirken, büyükçe bir kısmı da salgının gölgesinde kaldı. Özel okullara giden çocuklar, küçük gruplarla, günde sekiz saat online eğitim alırken devlet okullarında okuyanlar EBA’ya teslim olup, öğretmenlerin vicdanına bırakıldılar.

Yüz yüze sınavlar ne kadar acil?

Küresel salgının yarattığı psikolojik ve sosyal baskılar, yaşıtlarıyla eşit koşullarda olmadıklarını gördüklerinde çocuklarımız üzerinde daha da büyük bir baskıya yol açmış durumda. Telafi eğitimi almadan yapılacak sınavların geçerliliği ve güvenirliği tartışmalıdır. Kuşkusuz sınavlar eğitimin ayrılmaz parçasıdır. Yalnızca sağlıklı bir ölçme değerlendirme sistemiyle yapılan sınavların eğitime katkı sağlaması mümkündür. Kısacası öğrenciler üzerinde yalnızca gereksiz bir baskı oluşturma ötesinde işlevi olmayacaktır, bu nedenle üzerinde bir kez daha düşünülmelidir.

Haftada iki gün yüz yüze eğitim, herkes için miydi?

Bakanlığın sene başında öngördüğü haftada iki gün yüz yüze eğitimde tüm kamuoyunun da bildiği gibi özel okullarda beş gün eğitime devam edildi. Sadece 8. ve 12. sınıflar değil, tüm kademelerde bu uygulamanın yapıldığı da görüldü. Ne yazık ki özel okullarla ilgili denetleme mekanizmasının ( Pandemi öncesinde de olmayan) olmayışı, özel okulların rahat davranabilmesini de kolaylaştırdı.

LGS, YKS’ye herkes aynı koşullarda mı hazırlanıyor?

Merkezi sistemle yapılan sınavlar ne yazık ki 2020’de olduğu gibi bu yıl da Pandemi gölgesinde yapılacak gibi görünüyor.  22  Ocak’ta kursların açılmasına izin verilmesiyle birlikte, dershanelere koşan öğrenciler virüsün varlığını unutmak zorunda kaldılar. Bir kez daha merkezi sınavların gerekliliği üzerine, özellikle de LGS, düşünmenin zamanı değil mi?

Öğretmenlere aşılama başladı (mı)?

Dün (24 Şubat), Bakan Ziya Selçuk, kendisinin de aşı olduğunu  ve tüm öğretmenlere aşılamanın başladığını kamuoyuna duyurdu ancak E-Nabız sistemine giren öğretmenler sistemde tanımlı olmadıklarını görüyor. Aşının kimlere yapılacağı konusunda kamuoyunun ivedilikle bilgilendirilmesi gereklidir. Aşı takviminin halen muğlak olduğu bir dönemde okulların açılması, sınavların başlaması kaygı verici bir durumdur. Ayrıca yalnızca öğretmenler değil okullardaki tüm personelin aşılanması tamamlanmadan okulların açılması yeniden topluca kapanmayı gündeme getirecek gibi görünüyor.

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu