ÖğretmenlerOkullarYüksek Öğretim

Eğitim-Bir-Sen’den ‘Güvencesiz Meslek, Belirsiz Gelecek: 50/d’ raporu

Eğitim Bir-Sen öncülüğünde Genç Memur-Sen ve Genç Akademisyenler Birliği'nce, 50/d kadrosu kapsamında görev yapan araştırma görevlilerinin sorunlarını belirlemek ve araştırmak amacıyla hazırlanan 'Güvencesiz Meslek, Belirsiz Gelecek: 50/d' raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Raporda, araştırma görevlilerinin görev tanımlarının yapılması, görev tanımı haricinde iş verilmemesi yönünde düzenleme yapılması gerektiği belirtildi.

Eğitim-Bir-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, ‘Güvencesiz Meslek, Belirsiz Gelecek: 50/d’ raporuyla, araştırma görevlilerinin mevcut özlük hakları, görev tanımına ilişkin sorunları, akademik performans kıstaslarına bakışları, gelecek kaygılarına ilişkin görüşleri, doktora sonrası kadrolarına ilişkin sorun alanları, akademik performansa ilişkin sorunları, kurum ve meslek aidiyetlerine ilişkin görüşleri belirlendiği bildirildi. Araştırmada, 50/d kapsamında görev yapan araştırma görevlilerinin sorunlarını belirlemek amacıyla karma yöntem kullanıldığı belirtilerek, “Bulgular ışığında mevcut özlük durumuna ilişkin sorun alanlarına bakıldığında 50/d kadrosu kapsamın haklarından memnun olmayanların oranı yüzde 81,3, memnun olanların oranı ise 8,5’tir. Yapılan nitel görüşmelerde de katılımcılar var olan belirsizlikler nedeniyle özlük haklarından memnun olmadıklarını belirtmiştir. Bilimsel çalışmalarını özgür ve sorunsuz devam ettirebilme durumları sorulduğunda, katılımcıların yüzde 53,9’u devam ettiremediğini, yüzde 20’si kararsız olduğunu, yüzde 26,2’si devam ettirebildiğini ifade etmiştir. Nitel çalışmamızda da benzer sonuçlar elde edilerek özlük hakların iyileştirilmesi neticesinde bilimsel çalışmaların daha sağlıklı biçimde devam ettirilebileceği görüşü dile getirilmiştir. Katılımcıların yüzde 84,7’si yurt dışında benzer pozisyonda görev yapan meslektaşının kendilerinden daha iyi bir durumda olduğunu belirtmiştir” denildi.

Katılımcıların yüzde 66,9’unun kanun kapsamında görev tanımlarını ve sorumluluklarını bilmediği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

“Katılımcıların büyük çoğunluğu (yüzde 79,8) yaşadıkları problemin nedenini görev tanımının net olmaması olarak dile getirmiştir. Benzer şekilde nitel veriler de görev tanımının net olmamasıyla ilgili 50/d’li araştırma görevlilerinin sorunlarını ortaya koymaktadır. Akademik performansa ilişkin bulgular incelendiğinde, 50/d kapsamındaki araştırma görevlilerinin yüzde 53,8’i kendi akademik gelişimini ölçecek mekanizmaların olduğunu düşünmemektedir. Diğer taraftan, yaklaşık dört kişiden biri (yüzde 26,6) akademik performanslarını ölçecek bir mekanizmanın olup/olmadığı noktasında kararsız olduklarını ifade etmiştir. Araştırmamızda çarpıcı olan diğer bir bulgu ise katılımcıların yüzde 91,8’inin doktora sonrasında işsiz kalma kaygısı taşımasıdır. Katılımcıların bu noktada 50/d kapsamında görev yapmaları nedeniyle evlilik, aile kurma, çocuk sahibi olma gibi hususlarda da karar alma noktasında problem yaşadıkları görülmektedir. Ayrıca katılımcıların yüzde 86,1’i doktora sonrasında işsiz kalma kaygısından dolayı akademik çalışmalarına odaklanamadıklarını ifade etmiştir. Bu oranın çok yüksek olması oldukça dikkat çekicidir.”

Açıklamada, bu çalışma neticesinde şu hususların dikkate alınması istendi:

“2547 sayılı Kanun’un 50/d maddesi uyarınca atanmış araştırma görevlilerinin görev tanımlarının yapılması, görev tanımı haricinde iş verilmemesi yönünde düzenleme yapılmalıdır. 2547 sayılı Kanun kapsamında araştırma görevlilerinin ilk atamalarının 50/d kadrolarına gerçekleştirilmesi hem iş güvencesinden yoksun bir çalışma ilişkisi kurulmasına neden olmakta hem de 50/d maddesinin amaç ve işlevine ters düşmektedir. Dolayısıyla iş güvencesinden yoksun 50/d kadrosunun neden olduğu belirsiz geleceği ortadan kaldıracak ve geleceğin bilim insanlarının yetiştirilmesi adına tahsis edilen araştırma görevliliği kadrosunun öngörülebilir bir gelecek sunmasını sağlayacak bir kadro sisteminin tesisi bilimsel gelişim açısında önem arz etmektedir. Doktora sürecini kadrosunun bulunduğu üniversite bünyesinde tamamlayan 50/d araştırma görevlilerinin, kadrolarının bulunduğu üniversitelerde öğretim üyeliğine atanması hâlinde norm kadro kısıtlaması haricinde bırakılması gerekmektedir. Araştırma görevlilerinin 50/d maddesi kapsamında atama sürelerinin yenilenmesi objektif, somut, açık, net ve denetlenebilir kurallara bağlanmalı; yeniden atanmama işlemlerinin gerekçelerinin haklı, somut, net ve hukuki denetime açık bir hâlde ortaya konulma zorunluluğu getirilmelidir. Türkiye’nin mevcut öğretim üyesi açığının, daha önce hazırlamış olduğumuz Yükseköğretime Bakış raporunda 82 bin 551 olduğunu hesaplamıştık. Bu açığın kapatılması önem arz etmektedir. Yükseköğretimde mezuniyet sayısının başarı olarak addedilmesinin yanında mezuniyet süresi de dikkate değer bir değişkendir. Mezuniyet sürecinin uzatılmasının en önemli sebebi, araştırma görevlilerinin ilişiği kesilme durumu nedeniyle yaşadığı geçim ve gelecek kaygısıdır. Bu durumun kamu kaynağının etkin kullanılmamasına yol açtığı aşikârdır. Söz konusu 50/d’li araştırma görevlilerinin özlük hakları noktasında olumlu yönde yapılacak bir değişim, zaman ve kaynak israfı açısından kayda değer bir sorunu ortadan kaldıracaktır.”

DHA-Ankara

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu