GenelYazarlar

AYNA AYNA SÖYLE BANA

Pamuk prenses masalında gezelim mi biraz?

Bir ayna var masalda. Sadece güzeli gösteren…
Cadının büyüsü bile etkisiz üstünde. Gücü yetseydi, herkesin gözünü boyar en güzel olurdu zaten. Demek ki gerçekleri gizleyemiyor, yetmiyor sihir gücü bile.

O zaman gerçekleri öldürmeli…

Öldürmeli evet ama hangi gerçekleri…?

Cadı aynaya baktığında ne görüyor ki öfkeleniyor?

Neye bakıyor?

Neye bakıyoruz?

Aslında çok da güzel bir kadın masaldaki cadı. Öyle çirkin, sivri burunlu, sivilceli değil bu kraliçe. Pamuk prenses olmasa sıkıntı da yok aslında.

Belki de “ne göremediği”dir Cadı’ yı kızdıran.

Ayna aynalığını yapsa, ne görüyorsa onu gösterse, Cadı hep kendini görecek. Bi sıkıntı da çıkmayacak. Herkes mutlu mesut yaşayacak.

Zaten Pamuk Prenses büyüyüp güzelleşene kadar Cadının bir kötülüğü de yok kimseye.

Ama işte, büyüyünce Pamuk Prenses, nedense seçim yapmaya başlıyor ayna. Cadı kendini göremeyince aynada, yeniden varolabilmek için çirkinleşiveriyor.

Ama ayna kararlı.

Hep gerçeği gösteriyor.

Peki ya ayna?

Hangi gerçeği görüyor ki “Pamuk Prenses senden daha güzel!” diyor.

Nedir aynanın güzellik kriterleri?

Daha güzel bir burnu mu var Pamuk prensesin?

Daha güzel saçlar?

Dünyada eşi benzeri olmayan gözleri mi var?

Yoksa başka bir şey mi yüzüne yansıyan?

Peki ya Cadı?

Canı hiç mi acımaz?

Kalbi kırılmaz mı?

Bu kadar öfkeyi hisseden ruhu başka bir duygu bilmez mi?

Duygulara yabancı olsaydı kalbi nereden bilirdi ki kıskançlığı?

Güzelliği öldürdüğünde ulaşacağı duygu mutluluk değil mi cadının? Yoksa kalbinde bu duygu, nasıl hissedecek?

Peki ya Pamuk Prenses?

Gözleri hiç mi buğulanmaz?

Saraydaki rahat hayatına özlem duymaz mı?

Sadece mutluluk şarkıları mı söyler kalbi? Hiç mi öfkelenmez?

Başına gelen bunca kötü şeye rağmen gülebilmesi mantık dışı değil mi?

Böyle düşününce her ikisi de yarım kalmış gibiler sanki. Her ikisi de eksik.

Sanki ikisini birleştirsek anca bir insan olacaklar. İyisiyle kötüsüyle.

Acaba pamuk prenses ve cadı aynı insanın iki yüzü mü?

Ayna da akıl ve mantığımız sanırım.

Ya da “vicdanımız”.

Büyüyüp bilinçlendikçe olgunlaşan vicdanımız..

Çocukluk zamanlarımızda yaptığımız hatalar kabul görür. Yanlış seçimler yapıp, kalpler kırarız. Bilmeden yalan söyler, oyunlarda hile yaparız. Avaz avaz bağırabiliriz istediğimiz olana kadar. Küseriz, kıskanırız, bazen vururuz ama çocukluğumuza verirler. Çirkin demezler. İçimizdeki cadı, özgürce at koşturur küçükken.

Pamuk tarafımız zaten onay görür ama Cadının varlığı da sorun değildir. Çirkin olduğunun farkında değildir. Biz yanlış olduğunu öğrenene kadar yetişkinler uyarır bizi, böyle öğreniriz.

Aynaya bakmayız çocukken.

Ama olgunlaştığında ruhumuz, artık Cadıyı dizginlemek gerektiğini öğreniriz. Hep içimizde kalacak olan o özgür cadıyı dizginlemek o kadar kolay olmaz tabi.

Pamuk prenses büyümüştür ve sürekli o lanet olası doğruları hatırlatır.

“Kıskanma” der mesela.

“Yalan söyleme” der.

“Kandırma” der.

“Onun yerine koysana kendini” der.

“Keşke öyle demeseydin” der.

“Her şeye sahip olamazsın” der.

“Sen dünyada bir noktasın sadece” der.

Hiç susmaz.

Zehirleyip susturmak istersiniz bazen.

Görmesin, duymasın, size gerçekleri göstermesin…

Ama susmaz işte, yok olmaz. Ormanın derinliklerinde bir kulübeye bile gömseniz yine görünür aynada. O ses…

Vicdanınız…

Diğer insanlar, yakışıklı prens bile onu ister. İyi olmanızı, doğru olmanızı, dürüst olmanızı…

Peki Cadı yok mu olmalı o zaman?

Yok olmayacak.

O bizim parçamız.

Hata yapabilme özgürlüğümüz.

Doğruyu öğrenebilmek için yaptığımız yanlışlar.

Dostluğu öğrenebilmek için yaşadığımız yalnızlık.

Tokluğun kıymetini bilmemiz için yaşadığımız açlık.

Huzuru tadabilmek için yaşadığımız öfke…

Onu öldüremeyiz.

Öldürürsek zaten eksik kalırız. Hakkımızı arayamaz, güçlü duramayız. Bazen gereklidir Cadı taraflarımız.

“Biz”olmak isterken “ben”imizden oluruz.

O halde

Aslında bütün mesele

“İçimizdeki cadıyı dizginleyebilmekte”.

Masum değiliz hiç birimiz.

Bi bakın bakalım içinizdeki Cadı neler haykırıyor?

“Ben”diye bağırıyor. Aynada yeniden görünür olmak istiyor. Öfke, sinir, yok etme isteği, aldatma, her şeye sahip olma…

En başarılı , en zeki, en havalı, en güzel, en…..olma isteği?

Sürekli bir kıyaslama..

Peki nasıl dizginlenecek bu Cadı?

Belki de parçalara bölmeliyiz problemleri.

Pamuk prensesin yaptığı gibi. Küçük güvenli kulübemize sığınıp cücelerimizi yönetmeliyiz.

Öfkelimizi, huysuzumuzu, korkaklığımızı, utangaçımızı, uykusuzluğumuzu, ukala olan bilgin tarafımızı, hatta neşemizi bile kontrol edebilmemiz gerek belki de. Hepsini yedirip, içirip, sıcak tutmalı; anlaşmazlıklara arabuluculuk etmeliyiz belki.

Bu isteklerin içinde boğulup gideriz yoksa.
Cadımızı bile “pamuk”lara sarıp keskin taraflarını yumuşatmalıyız belki. Tek bir vücut olduklarında insan olacaklar yeniden.

“İnsan” olacağız.

İyimizle kötümüzle…

Olduğumuz gibi. Tüm duygularımızla kendimiz olacağız. Suçluluk duymadan.

Aynaya baktığımızda güzel olacağız o zaman.

Cadı tarafımızı da beslemeliyiz biraz. Aynaya bakmayanlara “karşı durabilmek” için.

Aynaya bakmayanlar…

Elbet bir gün bakacaklar kendi aynalarına. Belki bu dünyada belki de ötekinde… Yarattıkları canavarı elbet görecekler aynada.

Çoook acıtacak.

Demem o ki bence her sabah bakın aynanıza.

Yıkayın ruhunuzu her sabah. Gecenin kirlerini atın yüzünüzden.

Yeni güne güzel bir vicdanla başlayın.

İçinizde taşıdığınız küçük kulübenizle yolunuza devam edin. Onu sıcak tutun, huzurlu…

İnanın bu dünyada her akşam döneceğimiz tek yer orası.

Ve biliyor musunuz…

Biz kendimiz de aynayız aslında birilerine. Özellikle çocuklarımıza.

Henüz bakmıyorlar onlar aynaya. Bizim aynamızdan bakıyorlar hayata. Baktıkları aynadan güzeli görmeyi öğrensinler. Bize baktıklarında güzeli görsünler.

Bu yüzden çekinmeyin yüzünüzdeki çizgilerden.

Bakın aynalarınıza.

Ayna bizim vicdanımız aslında.

İster hakem, ister hakim, ister tanrı diyin adına…

O halde soralım bakalım aynaya:

“Ayna ayna söyle bana.
Ne görüyorsun bana baktığında?”

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu